Andrei'nin Yolu

Kocaman yemek salonunun yüksek ve gösterişli tavanını tasarlayan mimarına saygı göndermek istermişçesine herkes çok şık giyinmişti.

Hafta sonlarını devasa ağaçların gölgesinden güneş ışığının çok az girebildiği, iki yanı birbiriyle yarışırcasına büyümüş ağaçlarla kaplı uzun yollardan geçerek ulaşabilecekleri bir otelde geçirebilmek tutkusuyla yola çıktılar Andrei F. ve güzel eşi Matilda. Andrei F. araç kullanırken; yavaş kullanıp bu güzel yolun keyfini daha önce buna benzer yollardan geçerken hissettiğimiz duyguları hatırlayarak mutlu olarak mı devam etmeliyiz yoksa gaza basıp hızlanarak hiçbir şey düşünmeden hızlıca otele yerleşip keyfi daha sonraya mı bırakmalıyız ikilemiyle kendi zihninde boğuşurken ‘’Yavaş gidelim Andrei, baksana kuş sesleri var, hava da o kadar güzel ki hiç üşümüyoruz ama hafif bir üşüme hissi veriyor, çok keyifli’’ diye mırıldandı dünyanın en güzel sesine sahip, kendisi yüreğinden daha güzel olan Matilda.

Matilda her konuştuğunda Andrei’nin içi titriyordu, Matilda’ya sırılsıklam aşıktı. Matilda Andrei’ye her seslenişinde Andrei’nin içini huzur kaplıyor ‘’Allahım; ben ne zeki bir adamım ne de aptal, ne alçak bir adamım ne de kahraman, ne çok komiğim ne de ciddi, ben bu kadar güzel bir eşi hakediyor muyum ya da hakedecek ne yaptım?’’ diye geçirirdi içinden..

Otelde onları; ortalama kibarlıkta bir resepsiyon görevlisi sadece işini yapmaya çalışarak nazikçe karşılamaya çalıştı. Işıklarla fazlaca aydınlatılmış bir holden geçerek odalarına yerleşmek üzere yürümeye başladılar. Aslında hol bu kadar aydınlık olmasa daha güzel olurdu, diye geçirdi içinden Andrei F.

Anderi ve Matilda için öğle yemeğinde vakit kaybetmeyerek odalarına yerleşmek ve pencereyi açarak otelin güzel manzarasından dışarıyı izlemek daha cazip geldi ve öyle yaptılar. Akşam yemeği için hazırlananarak aşağı indiler. Kocaman yemek salonunun yüksek ve gösterişli tavanını tasarlayan mimarına saygı göndermek istermişçesine herkes çok şık giyinmişti. Sıradan bir akşam yemeği değil de sanki bir baloya katılmış hissine kapıldılar ancak baloda değillerdi. Her şey çok güzel giderken Andrei belki de hayatta en son görmek isteyeceği insanı görür gibi oldu. Andrei ‘’Yanılıyorum galiba, şurada ayakta duran ve arkası dönük olan şişmanca adam Martin L. olamaz, kesinlikle yanılıyorum’’ diye geçirdi içinden.

Güzel akşam yemeği Andrei için artık o kadar da eğlenceli değildi.

Çok geçmeden Andrei ve Martin L. göz göze geldi. Orta boylu, orta yaşlarda ve şişmanca olan Martin L. Andrei’yi görür görmez yanlarına geldi ve:

-Ahhahhaa Andrei, Sevgili Andrei, benim eski dostum! Seni görmek ne kadar güzel… (Matilda’ya dönerek) Peki bu güzel hanım efendi kim? Dur tahmin edeyim! Karın, ahh benim sevgili dostum Andrei zaten sen hep iyi seçimler yapardın, şanslı adam seni! Böyle bir eş seçmene hiç şaşırmadım diyerek Matida’ya ‘’Merhaba efendim, ben Andrei’nin eski dostu Martin L.’’ dedikten sonra elini uzattı ve çok şanslısınız, Andrei harika bir adamdır!

Elindeki içki kadehinden bir yudum aldı ve “Bu akşam size eşlik etmeme ne dersiniz?” diye sordu…

Andrei’nin beyninin içinde şimşekler çakmaya başladı. Hızla yağan yağmurun lokomotif seslerini bastırdığı ve her şeyin zar zor gözüktüğü, bir sürü trenin arasında oldukları o kanlı geceyi hatırlar gibi oldu..

Arkası yarın..

.
Mehmet H. Tufan

Mehmet H. Tufan

Twitter