Vincent Willem Van Gogh

Kategori: Sanat / Yazar: Antonyo Vivaldi

30 Mart 1853’te doğan Vincent Willem Van Gogh günümüzde en tanınmış ressamlar arasındadır. Empresyonist eserlerinin neredeyse tamamı müze koleksiyonlarında yer almaktadır. Sanatı kadar hayatı hakkında yazılmış roman, çekilmiş film ve belgeseller, sanatçının yaşamında göremediği ilgiyi telafi eder niteliğindedir.

Doğumundan kısa bir süre sonra ölen abisinin adını alan Vincent, küçüklüğünden bu yana rahip olmak istemiştir. Zaten babası Thedorous Van Gogh da tutucu bir din adamıydı. Ancak disiplinsiz ve kilisenin tasvip etmediği davranışlardan dolayı rahiplik mesleği elinden alındı. Bu onun hem ruhani kurtuluş yoluna hem de maddi geçimine ağır bir darbe olmuştur. Bunun üzerine Vincent, 27 yaşında ressam olmaya karar verir.

İlk eserleri, oldukça kasvetli ve kırsal hayatı resmeden anlardan oluşur. Bunlar arasında “Patates Yiyenler” tablosu sanatçının en gerçekçi eseri olarak öne çıkmaktadır.

Patates Yiyenler - Vincent Van Gogh
Patates Yiyenler

Hollanda’dan Fransaya geçen Vincent burada onu dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü ressamları arasına sokacak olan empresyonist akımını keşfedecektir. Vincent’ın resimleri etkilendiği bu akımla birlikte kasvet ve monotonluktan çıkar. Artık daha renkli ve eğlenceli resimler çalışmaya başlar. Ama bu değişim o dönemde kendisi için bir hüsran olmuştur ve beklediği başarıya ulaşamamıştır.

Van Gogh Nasıl Öldü?

Nörolojik sorunları olan Vincent tedavi görmesine rağmen bir travma sonucu 37 yaşında kendini karnından vurarak intihar ettiği düşünülüyordu. Düşünülüyordu diyorum çünkü yapılan yeni araştırmalarda ve Van Gogh Müzesi’nin de teorisine göre, Van Gogh’un 16 yaşındaki Gaston ve Renee Secretan isimli iki öğrenci tarafından, buğday tarlalarında resim yaparken vurulduğu iddia ediliyor. 860’ı tablo olan 2100 eser bırakan sanatçı, ilginçtir ki yaşam süresince sadece “Kırmızı Bağ” isimli tek bir resmini satabilmiştir.

Kırmızı Bağ - Vincent Willem Van Gogh
Kırmızı Bağ

Sanatımla insanlara dokunmak istiyorum… Figür ya da manzara fark etmez, ifade etmek istiyorum, duygusal bir melankoliyle değil, fakat ciddi bir üzüntüyle.

Vincent Van Gogh
Yatak Odası - Vincent Van Gogh
Yatak Odası

Vincent’ı hayata bağlayan en önemli şey kardeşi Theo idi Vincent kardeşine 17 yıl boyunca yüzlerce mektup yazmıştır. Bu mektuplarda Vincent’ın hem hayatından hem de yaptığı eserlerden önemli kesitler bulunmakta.

Bir arkadaşının odasını süslemek için beş ayrı “Ay Çiçekleri” tablosu resmeden Vincent’ın bu tabloları, günümüzde beş ayrı müzede olmasına rağmen, bu mektuplar sayesinde tablolar arasındaki farklar, aralarındaki bağ ve yapmak istediği 12 farklı versiyonu sayesinde çözülmüştür.

Yıldızlı Gece

En ünlü ve en bilinen eseri olan “Yıldızlı Gece” tablosunu psikolojik tedavi gördüğü dönemde yapmıştır. Bugün o tabloyu değerlendiren doktorlar tedavi sırasında aldığı ilaçlardan dolayı gökyüzünü böyle gördüğünü ve resmettiğini düşünmekte. Vincent Japon sanatına da büyük ilgi duymuş ve birçok eserinde bu ilginin etkileri bazen bir arka fon bazen ise ana konu olarak öne çıkmakta. Vincent Fransa’da pek çok ünlü sanatçı ile tanışmıştır. Ama içlerinde sadece biri onu derinden etkilemiş. Kırklı yaşlarına kadar başarılı bir borsacıyken, işi gücü bırakıp ressam olmaya karar veren Gouguin. Vincent Gouguin’i âdeta bir tanrı olarak görüyordu.

Yıldızlı Gece - Vincent Van Gogh
“Sıklıkla düşünüyorum da gece gündüzden daha canlı ve daha zengin renklerle dolu.”
Gouguin

Vincent, Gouguin’i Fransa’daki evine davet etti. Beraber sanatı yeniden keşfedecek, yaratıcılığın sınırlarını zorlayacaklardı. İlk etapta daveti geri çeviren Gouguin sonunda gelmeyi kabul etti. Vincent günler öncesinden hazırlıklarını yaptı. Birlikte sanatı tekrar keşfedeceklerdi. Ama bu keşfediş tatlı bir rekabete ve sonunda kulak kesme olayına kadar gidecekti.

Gouguin, Vincent’ın anlayışına ters resimler yaparak can sıkıcı olmaya başlamıştı, aynı zamanda kardeşi Theo’dan da kötü haber gelmişti; hiçbir resmi satılamamıştı. Bir akşam Vincent ve Gouguin şiddetli bir tartışmanın içerisine girdiler. Vincent, Gouguin’in üzerine yürüdü. Gouguin apar topar kaçarak bir otelde geçirdi o geceyi. Ertesi sabah eşyalarını almak için Vincent’in evine gittiğinde kalabalığın evin önünde toplandığını gördü, ortalık kan içindeydi. Vincet kulağını kesmişti.

Van Gogh’un Kulağı

Alman sanat tarihçileri Hans Kaufman ve Rita Wildegans, “Van Gogh’un Kulağı: Paul Gauguin ve Sessizlik Mutabakatı” adlı kitaplarında ünlü ressamın kulağını kendisinin değil, arkadaşı Gauguin’in kestiğini, Van Gogh’un arkadaşını korumak için yalan söylediğini ileri sürmüştür. Belki bunda Vincent’ın Gouguin’i tanrı gibi görmesinin de bir etkisi olabilir. Kulağını kesip gönderdiği kişi ise 128 yıl sonra ortaya çıktı. Vincent kulağını kesip bir zarfa koymuş ve Gabrielle Berlatier’e göndermişti.

Bandajlı Kulak - Vincent Van Gogh
Bandajlı Kulak / Otoportre

The Art Newspaper” dergisi Vincent ile ilgili yayımlanan bir kitapta verilen bilgileri araştırarak ressamın kesik kulağını bir çiftçinin kızı olan Gabrielle Berlatier adlı genç kadına gönderdiğini öne sürdü. Kitaptaki ayrıntıların peşine düşen araştırmacılar, genç kadının adına, bir süre tedavi gördüğü Paris’teki Pasteur Enstitüsü kayıtlarından ulaştı. Araştırmacılar, 1888’de 18 yaşında olan Gabrielle’in Vincent’ın iki arkadaşı tarafından işletilen ve ressamın birkaç ay üst katındaki odada kaldığı “Cafe de la Gare” adlı kafede temizlikçi olarak çalıştığını kaydetti. Vincent ile Gabrielle’in ilişkisi ise hâlen bir sır.

Akıl Hastenesi Bahçesindeki Ağaçlar
Tekrar Akıl Hastahanesi

Bu olayın ardından yakınlardaki bir akıl hastanesine kendi isteği ile yatmıştır. Ömrünün son yıllarını akıl hastanesinde ve resmetmek için ziyaret ettiği başak tarlaları arasında geçirmiştir. Vincent’ın resimleri giderek kendisini aşıyor ve o zamana kadar görülmemiş anlayışta eserlere dönüşüyordu. Sarı rengi öylesine muazzam kullanmaya başlamıştır ki Van Gogh Sarısı olarak isimlendirilecek sarıyı keşfetmiştir. Van Gogh sarısı aynı zamanda bir tartışma konusudur. Kimi fikirlere göre sek olarak sürekli içtiği Absent, göz retinasında bir hasara neden olmuş, bundan dolayı sarımtrak görmeye başlamıştır, kimilerine göre ise Van Gogh’un sarı ağırlıklı resimlerinin nedeni epilepsi hastalığıdır.

Vincent Van Gogh’un o dönemde anlaşılamayan sanat anlayışı aslında günümüzdeki çağdaş sanat anlayışının temelini oluşturmakta. Ne yazık ki bir deha yaşamı boyunca hak ettiği değeri görememiştir. Vincent’ın sanat anlayışı ondan bir nesil sonra etkisini gösterecek ve Çağdaş Sanat akımının doğuşunun temeli olacaktır. Vincent’ın tanınmasında ise kardeşinin eşi ön ayak olmuştur. Gouguin ise Vincent’ın bazı sanatsal başarılarında kendisine rol biçmiş ve bazı eserler üzerinde hak iddia etmiştir. Yaşamı boyunca kıskandığı tek ressam da yine Vincent olacaktır.

“Resimlerimin satmadığı gerçeğini değiştiremem. Ama resmin, resimde kullanılan boyalardan daha değerli olduğunu anlayan insanlar geldiği zaman olacak.”

Vincent Van Gogh
Otoportre - 1889 - Van Gogh
Otoportre – 1889 : “Önce resmimi rüyamda görüyorum, sonra rüyamı resmediyorum.”
.
Antonyo Vivaldi

Antonyo Vivaldi

Twitter

Antonyo Vivaldi’nin diğer yazıları.

Arkadaşlarınla Paylaş!